BİR UÇTAN BİR UCA BOĞAZİÇİ
 Haksızlık olsa da, Boğaz'ıbiraz da sayılarla anlatmak gerek: İstanbul Boğazı, 30 kilometreuzunluğunda. En dar yeri, 700 metre, en geniş yeriyse 3,5 kilometre.Derinliği bazen 100 metreyi geçse de ortalama 60 metre kadar. Boğaz, İstanbul'un enbüyüleyici yerlerinden... Sadece efsaneleri ya da kıyılarındaki sarayve yalılarıyla değil, buradaki yaşamın en canlı görüntülerini verentersaneleri, balıkçıları, fenerleri, köyleri ve mahalleleriyle,İstanbul'da yaşayan herkesin er geç soluğu aldığı bir yer. Yılın hergünü, sabahları bir Boğaz vapuru Eminönü'nden kalkıp, bütün kıyılarıdolaşır. İçinde olmak, en muhteşem İstanbul deneyimlerindendir...
Tanrılartanrısı Zeus, sevgilisi İo'yu, kıskanç karısı Hera'nın gazabındankoruyabilmek için, bir ineğe dönüştürür. Buna kanmayan Hera, ineğinbaşına bir at sineği salar. İo, sinekten kaçarken Boğaz'dan geçer veburası İnek Geçidi, yani Bosphoros adını alır. Bir başka efsane de,Altın Post'un peşinden Boğaz'ı geçip Karadeniz'e, oradan da Kolkhis'egiden İason ve Argonautlar hakkında. Bu da, M.Ö. 10. yüzyılda,Karadeniz'e gelip koloniler kuran Yunanlılar'ın karşılaştıklarıtehlikeleri anlatır.
Çarpık yapılaşmadan önce, yeşilliklerarasından görünen yalılar ve önlerinden süzülen rengarenk kayıklar,kıskanılacak bir manzaraydı. Yalıların birçoğu bakımsızlığın ardındanterkedildi, birçokları da yandı. Gerçek İstanbullu birçok aile, geçmişkuşakların yaptığı gibi yalılarda oturmayı sürdürüyor. Boğaz'ı, önemliyalıların tarihçesiyle birlikte, detaylı gezmek isteyenlere RichardHinkel ve Rhonda Vander Sluis'in Boğazdan (Çitlembik) rehberiniöneririm.
AVRUPA YAKASI
BEŞİKTAŞ Taksim'denBoğaz'a doğru yol alırken, kentin en canlı alışveriş ve ulaşımmerkezlerinden biri, Beşiktaş var. Bir taraftan vapurlar, dolmuşlar,taksiler, burada tam anlamıyla bir kaosa neden olurken, diğer taraftanda kuralları hiçe sayan yayalar burada en görülmemiş marifetlerinisergiler. Bugün Barbaros Hayreddin Paşa adıyla da anılan semtte, MimarSinan tarafından yapılmış bir cami ve türbe ile Resim ve Heykel Müzesive Deniz Müzesi var.
Daha fazla ilerlemeden, DolmabahçeSarayı'nı atlamadığınıza emin olun. Boğaz'dan yaklaşırken, 600 metrelikrıhtımda, 284 metre boyunca uzanan bu mermer saray oldukça etkileyici.Sarayın mimarisinde bir takıntı haline getirilen gösterişi bir yanabırakıp, dikkatinizi daha ince detaylarda toplamaya çalışabilirsiniz.İşlemeli parkeler, kristal trabzanlı simetrik merdiven, ışığı geçirenpembe, onyx banyolar gibi... Her ne kadar hálá aşırılık da olsa, dörtbin küsur metrekarelik ipek Hereke halıyla dünyanın en büyük avizesiolan 4.5 tonluk Bohemya kristali karşısında, ağzınızın bir süre açıkkalmasını engelleyemeyebilirsiniz. (Pazartesi ve perşembe hariç, hergün 09.00- 16.00 arası açık. 0212 258 55 44.)
Beşiktaş'tanOrtaköy'e doğru, 1874'te Sultan Abdülaziz'in, ünlü mimar SarkisBalyan'a yaptırdığı ve 1988'den beri de, restorasyonla kentin en lüksotellerinden birine dönüştürülen Çırağan Sarayı, solda kentin oksijendolu parklarından Yıldız Parkı var.
ORTAKÖY İşte Boğaz'ınen popüler köşelerinden biri... Bir zamanlar küçük bir balıkçıköyüyken, üniversite öğrencileri ve hocalar burada çay içer ve derintartışmalara girerlerdi. Belki de bu yüzden, o günleri hatırlayanlar,bugün artık burada yapmacık bir kalabalık olduğunu düşünerekuğramıyorlar. Kentlilerin ne düşündükleri bir yana, artık trendlerinkonuştuğu Ortaköy'e ilk defa gelenlerin, sokaklara taşan kahvelerden,rengarenk el işi takı ve hediyelik eşyalardan, antikalardan, kitapsatıcılarından ve iyi restore edilmiş cumbalı, ahşap evlerdenetkilenmemesi zor. Benim için en güzel yanı camisi. En uçta, denizkenarındaki Büyük Mecidiye Camii, 1855'te I. Abdülmecid için yapılmış.
Ortaköy'densonra, iki kıtayı bağlayan, kentin ilk asma köprüsü, BoğaziçiKöprüsü'nün altından ve özellikle yaz sezonunun ünlü ve olaylı gecekulüplerinden geçerek, Kuruçeşme'ye varılır. Burası, bir zamanlar kömürdepoları yüzünden, Boğaz'ın en çirkin yeriydi. Şimdi önünde yeşilparkları var ve buradan itibaren bol bol yürüyüş yapan ve balıkavlayanlara rastlanır.
ARNAVUTKÖY Her ne kadar, sahilyolu yapılırken, şirin iskelesi yıkılmış olsa da, yol boyunca dikkatçeken yalıları, güzel ahşap evleri, gerçek mahalle ortamı, halkınınyaşadığı yeri koruma isteği ve üçüncü Boğaz Köprüsü'ne karşı çıkarkengösterdikleri dayanışma ruhuyla, Boğaz'ın en güzel ve tipiksemtlerinden biri. Boğaz boyunca olduğu gibi, burada da barlar, denizkıyısında kafeler ve balık lokantaları var.
BEBEKBoğaz'ın en derin yeri olan Akıntı Burnu ve zaman zaman akıntı hızıdört deniz miline kadar çıkan Şeytan Burnu'ndan sonra, Boğaz'ın lükssemtlerinden Bebek var. Arnavutköy ile Bebek arasındaki 15 dakikalıkyürüyüş, mevsimine göre, farklı heyecanlar sunar. Bebek, parkı, manavı,dondurmacısı, kuaförü, çiçekçileri ve balık lokantalarıyla adeta butikbir mahalledir. İstanbul'un gösterişli yüzü burada iyice ön planaçıkar. Sabahları parkın içindeki küçük caminin yanındaki, ahşap masa vesandalyelerinden yıllardır ödün vermeyen Bebek Kahve, sabah 7'denitibaren, müdavimlerin işe gitmeden önce uğrak yeridir. İlerleyensaatlerde de, işsizler gelir. Diğer kahvelerden bir farkla, işsizolmayı dert etmezler... Bebek'in tepelerinde, Türkiye'nin en çok tercihedilen üniversitelerinden Boğaziçi Üniversitesi var. 1863'te birmisyonerin Christopher Robert adlı zengin bir New Yorklu'yu ikna ederekkurduğu okul, önceleri Robert Kolej adıyla eğitim vermiş.Üniversite'nin hemen altında, muhteşem manzaralı, Tevfik Fikret'in evi,müze olarak geziliyor.
RUMELİ HİSARI Boğaz'ın üzerinde,Avrupa tarafında Rumeli, Asya tarafında ise Anadolu Hisarı'nınkarşılıklı bulunduğu geçit 700 metreyle Boğaz'ın en dar yeri. Bunoktada, M.Ö. 512'de, Pers kralı Darius, gemilerden bir köprü yaparak,Avrupa'ya geçmiş. 1988'de tamamlanan ve 1090 metre uzunluğuyla,dünyanın en uzun asma köprülerinden sayılan, kentin ikinci köprüsü,Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, tam bu noktada inşa edildi. Bugünkü RumeliHisarı, Fatih'in İstanbul'u kuşatmasından bir yıl önce yapılmış.Anadolu Hisar'ı ile birlikte Karadeniz'den gelebilecek askeri yardımınyolunu kesmeyi amaçlamış. Bu yüzden hisarın ilk adı Boğaz-kesen. Yazaylarında açık hava konserlerinde tıklım tıklım doluyor. Civarı aynızamanda Boğaz'ın en çok rağbet gören kahvaltı yerlerinden.
EMİRGANErivan Valisi İranlı Prens Emirg'in adını taşıyor. Kentini, IV. Murad'ateslim edince, prense Boğaz'da bir saray verilmiş. Zamanında Prens'insefahat hayatıyla ünlü olan Emirgan, bugün çınar gölgesinde oturulankafelerine, Boğaz havası almak isteyenler uğruyor. Tepedeki EmirganParkı, 19. yüzyılda Mısır Hidivi İsmail Paşa'nın yazlık sarayınınbahçesiydi.
İSTİNYE Boğaz'ın derin koylarından olanİstinye, aynı zamanda da en büyüğü. Bugün balıkçı teknelerinin ve özelteknelerin barındığı liman. Bir zamanlar, kıyılarında, geçimini gelipgeçen gemilere, bisküvi satarak sağlayan satıcılar varmış. Sonraları,emekliye ayrılan kaptanların, Ermeni bankacıların, zengin devlet ve işadamlarının, yazlık evlerini inşa ettirmek için tercih ettikleri birsayfiyeye dönüşmüş.
SARIYER Boğaz seferlerinin Avrupayakasındaki son durağı. Adını çarşısındaki türbede yatan Sarı Baba'danalıyor. Buradan Kilyos, Rumeli Kavağı, Telli Baba Türbesi ya da AltınKum Plajı için karadan devam etmek gerekiyor. Bir zamanlar buradaKaradeniz'den gelen gemilerin kayalara çarparak parçalanmamaları için,geceleri meşalelerin yandığı bir Pharos (Fener) varmış.
RUMELİ KAVAĞI Avrupayakasının Boğaz kıyısındaki son yerleşimi. Anadolu Kavağı ile Karadenizmanzarası buradan görmeye değer. Özellikle Sarıyer'den sonra, buranındaha fazla köy ve mahalle ruhuna sahip olduğunu anlayabiliyorsunuz.Birçok yerden daha uygun fiyatlı, meze ve taze balık sunan, gösterişsizbalık lokantaları var. Evleri, rıhtımı, küçük dükkanları vekahvehanesiyle, adeta insanın bir fırtınada sığınmak isteyeceği, dostbir yer.
ANADOLU YAKASI
ÜSKÜDAR Beşiktaş'tankalkan motor dolmuşlar ve vapurlar, köprü trafiğine takılmadanrahatlıkla Üsküdar'a ulaşır. Burası, Anadolu yakasının en büyük vehareketli alışveriş noktalarından biridir. Haftaiçi ya da haftasonu,bütün bir gün, arı kovanı gibidir. M.Ö.7. yüzyılda Khrysopolis (AltınŞehir) adıyla kuruldu ve 12. yüzyıla kadar da böyle anıldı. Zamanla,yaptırılan saraylar, yalılar, camiler ve medreselerle, Osmanlı'nınsayfiyesi; 18. yüzyıldan sonra da kışlalar ve talimhanelerle askerimerkez oldu. Vapurdan inince, İskele Meydanı'ndasınız. Hemen karşınızdayükselen, Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı ve veziri Rüstem Paşa'nınkarısı Mihrimah Sultan için, 1547'de Sinan'a yaptırılan, bir terasüzeride, görkemli Mihrimah Sultan Camii var. Hemen karşısında YeniValide Camii.
Üsküdar'ın en güzel camisi Çinili Camii içinÇavuşdere Caddesi'nde yol sormak gerekiyor. Deli İbrahim zamanında,1640'ta yapılan caminin içine girip mavi-turkuvaz çinilere bakın.
Vaktiolanlar İstanbul'un en büyük Müslüman mezarlığı olan KaracaahmetMezarlığı'nı görkemi ve mezar taşlarındaki kabartmaları içingörebilirler.
KIZ KULESİ Üsküdar'ın birkaç yüz metreaçığında bir adacık üzerindeki, 19. yüzyıldan kalma, Kız Kulesi olarakbilinen bu deniz feneri, kendisinden çok efsaneleriyle ünlü. Her nekadar yaklaştıkça, özellikle günbatımında, uzaktan göründüğü kadarmasalsı değilse de, yakın zamanda kule restore edildi ve düzenli motorseferleriyle adaya gidip geliniyor. Kulede, geceleri de açık olan, birrestoran var. (Gündüz ve gece turları için, 0216 342 47 47,www.kizkulesi.com.tr)
KUZGUNCUK Yunanlı, Ermeni, Yahudive Müslümanlar'ın uyum içinde yaşadığı yerleşimlerden biriydi. Cami,sinagog ve kilisenin birbirlerine yakınlığı, bunun sembolik birgöstergesi. Üsküdar'a yakın olmasına rağmen, samimi bir köy havasınıkaybetmedi.
BEYLERBEYİ Üsküdar'dan Boğaz'a ilerledikçe,Anadolu tarafında, gezilebilen en etkileyici saraylardan Beylerbeyivar. Bu beyaz mermerden, 19. yüzyıldan kalma zarif saray, Osmanlısultanlarının yazlığı ve misafirhanesiymiş. (Pazartesi ve Perşembehariç, her gün 9.30- 16.00 arası açık, 15- 20 dakikada bir rehberliturlar var, 0216 321 93 20)
ÇENGELKÖY-KANDİLLİ Boğaz'ınen güzel yalılarından bazıları, Çengelköy ile Kandilli arasında.Çengelköy adını, İstanbul'un fethinin ardından, Fatih Sultan Mehmedtarafından burada bulunan ve Bizanslılar'a ait olan çapalardan alıyor.Ayrıca yazın satılan küçük ve kıtır kıtır salatalıklarıyla ünlü.Buradaki en güzel yalı, Sadullah Paşa Yalısı. Kandilli, Boğaz'ın enderin yerinde. Bizans döneminde, bu bölgede birçok manastır ve kilisevarmış. 18. yüzyılda sultanlar burada saraylar ve bahçeler inşa etmeyebaşlamış. Çengelköy ile Kandilli arasındaki Vaniköy, yalılar içinözellikli bir yerdi. Dar kıyısına ancak tek sıra yapı inşa etmekmümkündü. 1838'den beri Boğaz'ın sembollerinden olan ve Abdülmecid içintasarlanan bugünün Kuleli Askeri Lisesi, 1947'den beri okul olarakkullanılıyor.
KÜÇÜKSU-ANADOLU HİSARI Küçüksu Kasrı,küçüklüğüne rağmen, rokoko stilinde yapılan ve en iyi Boğaz'dan görülencephesindeki mermer işçiliği, istridye şeklindeki çeşmesi ve çarpıcımerdiveniyle, Boğaz'ın en zarif köşkü... Köşke yürüme mesafesindeAnadolu Hisarı var, Rumeli Hisarı'nın hemen karşısında, Göksu Deresikıyısında. Küçük ve güzel olduğundan, önce Güzelce diye adlandırılmış.Osmanlı soyluları bu kıyılarda piknik yaparmış. Hisarın yanındaki daryoldan inip Dere Kafe'de çay içerken balıkçılarla sohbet edebilirsiniz.Hisar'ı gezerken, civarındaki restore edilmiş evler gözünüzdenkaçmayacaktır. _________________________________________________________________________ KANLICA Bizans döneminde, Kanlıca, Glaros(Martı) olarak biliniyordu. Adının son halini nasıl aldığına gelince;buraya ancak kağnılarla ulaşılabildiğinden, önce Kağnılıca denmiş.Kanlıca'ya dönüşen ismin, ön eki Kanlı'nın, buradaki kırmızıyalılardan, bölgenin ineklerinden elde edilen pembemsi sütten ya da birzamanlar iskelenin üst kısmında görülebilen kayalardan geldiğineinanılıyor. Kanlıca'nın meydanındaki, Sinan'ın eseri olan Gazi İskenderPaşa Camii'nin (1559) civarında, haftasonları incik boncuk pazarıkuruluyor. Kanlıca'nın 17. yüzyıldan beri meşhur olan yoğurdundantatmak, her ne kadar artık burada üretilmiyor olsa da Boğaz turunun birgeleneği. _________________________________________________________________________ PAŞABAHÇE Osmanlı döneminden kalma 300 yıllıkiçki depoları, bugün Hayal Kahvesi olarak bilinen bir bar- restoranolarak kullanılıyor. Avrupa yakasında, İstinye'den kalkan motorlar,özellikle yazın Paşabahçe'de, denizin üzerinde, canlı müzik dinlemekeyfini tatmak isteyenleri buraya getiriyor.
BEYKOZBoğaz'ın Anadolu tarafındaki en büyük köyü, Beykoz. Civarındakifabrikalara rağmen, bahçeli evleri, meydanındaki sekiz sütunlu ve güzelkubbeli çeşmesiyle dikkat çekici. Yaklaşık bir kilometre tepede,80'lerde Çelik Gülersoy tarafından restore edilen yeşillikler içinde,muhteşem manzarası, nargile şark köşesi ve restoranıyla Hıdiv Kasrıvar. Mısır'ın son Hıdiv'i, Abbas Hilmi Paşa tarafından, Kahire'ninsıcağından kaçabilmek için, yazlık olarak yaptırılmış.
ANADOLU KAVAĞI Eminönü'ndenkalkan Boğaz vapurlarının son durağı. Araçlı olanlar, Poyrazköy veAnadolu Feneri'ne giden tabeladan sola ayrılan Anadolu Kavağı ve Hz.Yuşa yatırı yazan tabelayı, 8 kilometre boyunca takip etmeliler. 17metre uzunluğunda bir yatırın bulunduğu Yuşa Tepesi, deniz seviyesinden200 metre yükseklikte bir hac yeri. Biraz yıpranmış evleriyle, balıkçıköyü havasındaki Anadolu Kavağı'nın iskelesinin etrafında iyi balıkyenebilecek birçok lokanta var. Ayrıca yarım saatlik bir yürüyüşleçıkılan tepede, Bizans devrine ait bir kale ve olağanüstü bir Boğaz,Marmara ve Karadeniz manzarası var.
PERA Haliçin karşısı
Yunanca'dakarşı anlamına gelen Pera, Haliç'in karşısında olmasından böyleadlandırılmıştı. Sonraları bu isim, Galata'nın yukarı kısmındaki semt,yani günümüz Beyoğlu'su için kullanıldı. Galata kalabalıklaştıkça,Avrupalılar buraya doğru kaymaya, 19. yüzyılın ortalarında, burayıelçilik sarayları için tercih etmeye başladılar. 15. yüzyıldan itibarenTürklerin de zaman zaman bu bölgeyle, çeşitli nedenlerle, bağlantılarıolduğu biliniyor.
BEYOĞLU TURU
Beyoğlu'nun, yaniİstikál Caddesi'nin Tünel olarak bilinen sonuna, Galata Kulesi'nden,müzik dükkanlarının sıralandığı, canlı sokaktan yürüyerek ya daKaraköy'den, dünyanın en eski ve kısa metrolarından birine binerekvarılabilir. Meydanın bir köşesinde, bugün Divan Edebiyat Müzesi olanve 1492'de yapılan, kentin en eski derviş tekkesi Galata Mevlevihanesivar. Sema gösterilerinin olduğu bina 18. yüzyıldan ve gezilebilir.Taksim'e doğru yürürken, sağda İsveç Konsolosluğu var. Yanındaki bina,Botter Hanı. Kabartmalı cephesi ve demir balkonu hemen göze çarpan buArt Nouveau apartmanın mimarı, İstanbul'da başka yapılara da imzasınıatmış olan İtalyan d'Aronco.
Sağınızdaki Le Bon ya da LesBones gibi pastaneleri geçerken, bir zamanlar karşı köşede Beyoğluentelektüellerinin toplandığı Le Bon pastanesi olduğunu düşünün.Sağdaki İtalyan mimarisinde yapılmış Rus Elçiliği, Ayasofya'nınrestorasyonunda görev alan Fossati kardeşlerin eseri. No: 401'de,dükkan içi Art Nouveau tarzda bir Mudo. İçerisini ve satılan orijinalobjeleri görmek için mutlaka uğrayın.
Karşı tarafta No: 360'tayeniden hayat bulan tarihi Markiz Pastanesi ve yanında Passage Oriental(Şark Aynalı Çarşısı) var. Konsolosluğun karşısındaki Terkoz Çıkmazı,ucuz giysi cenneti olarak gençlerin sık uğradığı bir sokak. ÇiçekPasajı'na gelinceye kadar, Elhamra, Hazzopulo ve Aznavur gibi pasajlarıkaçırmayın, bunlara girip çıkmak, Beyoğlu tarihi ve daha çok yaşamıüzerine verdikleri ipuçları nedeniyle çok keyifli olacaktır. ÇiçekPasajı'nın en iyi günleri 1930'larda Rus göçmenlerin müzik yaptığıyıllardı. Bitişiğinde Avrupa Pasajı (Aynalı Pasaj) var. Balık Pazarı veİstanbul'un en iyi fasıllı meyhanelerinin sıralandığı Nevizade Sokakise İstanbul gecelerinin olmazsa olmazlarından...
Atlas veBeyoğlu pasajlarını, İstanbul'un Emek ve Alkazar gibi, en güzel tarihisinemalarını geçince işte, Taksim Meydanı... Kentin nabzı buradaatıyor. Yollar birleşiyor, yollar buradan ayrılıyor.
GALATA
Birzamanlar, nöbetçilerin, kentten yükselen dumanı görür görmez,tepesinden yangın var! diye bağırarak, kentteki tulumbacılara haberverdiği Galata Kulesi, tüm turistik özelliklerine ve civarında gelişenyaşama rağmen, hálá peri masallarına aitmiş gibi duruyor. Galata,Haliç'in kuzey kıyılarından Beyoğlu'na kadar uzanıyor. İlk adı Sykaiolan bölgenin tarihi, İstanbul'un kuruluşuyla yaşıt. Bizans İmparatoruPaleologus'a Haçlılar'ı püskürtmesi için destek veren Cenevizliler'e,ödül olarak, Galata yarı bağımsız bir koloni olarak verilir. Sonraları,Fatih Sultan Mehmed kenti kuşattığında, tarafsız kalan Cenevizliler'eOsmanlılar tarafından, yaşam, ticaret ve ibadet sürekliliği tanınır. Busırada kentin en çarpıcı sembolü, Galata Kulesi'ni yapar Cenevizliler.Osmanlı hakimiyetinin ilk zamanlarında birçok İspanyol Yahudi, Araptüccar, Yunanlı ve Ermeniler Galata'ya yerleşir. Burası kentin Avrupaisemti olarak tanınmaya başlar.
Galata Kulesi'nin hemenkarşısındaki, Ceneviz Galatası'nın ilk sokaklarından, Galata KulesiSokağı'ndan yokuş aşağı inerken, hemen solda bugün Galata Evi adlı birrestoran olan 1904'ten kalma İngiliz Karakolu var. Yol sağakıvrılırken, Ceneviz devrine ait günümüze kadar gelmiş üç kilisedenbiri olan San Pietro e San Paulo kilisesinin girişi var.
KartçınarSokağı'ndan sola dönünce Avusturya Lisesi ve St. George Rum KatolikKilisesi'nin önünden geçilir. Biraz gidince, sağda 19. yüzyıldan kalma,kıvrılarak aşağı sokağa inen, oldukça çarpıcı Kamondo Merdivenleri var.Avram Kamondo adında Yahudi bir banker, hanla birlikte yaptırmış.
SokaklarındaCenevizliler'den kalma pek çok bina barındıran Galata'da Galata KulesiSokağı'ndan devam edince, Voyvoda Caddesi diye anılan BankalarCaddesi'ne inilir. Cadde adını, solda 1856'da kurulan ve Osmanlılar'ınilk bankası olan, Osmanlı Bankası'ndan alıyor. Birinci Dünya Savaşı'nınsonuna kadar Osmanlı'nın merkez bankası, 1933'e kadar da TürkiyeCumhuriyeti'nin resmi bankasıydı. Perşembe Pazarı Sokağı'nda soruncaherkes Arap Camii'yi bilir. Ceneviz kapısından geçince, Unkapanı ileGalata Köprüsü arasında bir yere varıyorsunuz. Köprüye doğru yürürken,Ceneviz surlarının kalıntıları üzerinde 1435 tarihi okunuyor. İkiköprünün arasında Galata Medresesi var. Bedesten hálá kullanılıyor.
GalataKöprüsü'ne varınca, solda, Tünel'in Karaköy kapısı var. 1875'te Fransızmühendisler tarafından yapılan Tünel, dünyanın ilk metrolarındanbiriymiş. Buradan yeraltı geçidinden karşıya geçip, satıcılara YeraltıCamii diye sorabilirsiniz. Kemerleri taşıyan 54 sütunun kullanıldığı bucami, muhtemelen 6. yüzyıla ait Galata Kalesi'nin temellerikullanılarak yapılmış. Murat Belge'nin İstanbul Gezi Rehberi ileJohn Freely'nin Galata kitabından yararlanarak, Galata'yı yenidengezdim, her zamankinden daha şaşırtıcıydı.
|