8 Nisan 2006 Yalçın BAYER
Boğaz yağmalanıyor
"YALÇIN Bey, günlerdir İstanbul’daki yeni projeleri ve bu konudaki görüşleri yayınlıyorsunuz. İstanbul’a bunların ne kazandırıp veya kazandırmayacağını bekleyip göreceğiz. Herkesin dikkatleri ’mimari projelere’ yönelmişken, Boğaziçi’nde neler oluyor, hiç dikkat çekmiyor mu?
Son zamanlarda inanılmaz boyutlarda bir imar yağması sürüyor.
Hiçbir belediye yönetiminde son altı aydaki kadar kaçak inşaat yoğunlamamıştır.
Boğaz’ın her iki yakasına dikkatle bakılırsa görülecektir.
Bütün inşaatlar, ’yeşil branda’ ile kaplanmıştır. Biz buna ’kundaklama’ deriz. Kaçağı sardığınızda içinde ne yapıldığı belli olmaz.
Etiler ve Ulus’un alt kesiminde bir mezarlık vardı; yanındaki beş villanın inşaatı tamamlanıyor.
Ortaköy tepelerinden Anadolukavağı-Kavacık istikametine bir bakın; sonra arkanıza dönüp Otağ Tepe’nin sırtlarını izleyin.
Manzara ’dehşet’ vericidir.
PROJEYİ BIRAK KAÇAĞA BAK
’Kundaklanan’ küçük bir yapı yıkıldı yerine 4 katlı bina yapılıyor.
Küçüksu Kasrı’nın tam karşısında ana cadde üzerinde 20 gündür dozer çalışıyor; ne yapılıyor diye merak eden yok!
Kanlıca’da Sedat Simavi İlköğretimokulu’nun önünde kaçak kat atıldı.
Tekrar Avrupa yakasına dönün; Tarabya’daki ünlü sitelere bakın, Üstayları, Alarkoları ve daha başkalarını görün.
Ünlü sitelerin içinde ne gibi inşai faaliyetler olduğunu kimse soramıyor.
Enine-boyuna ve çatısı yükselen, havuz, yeraltı otoparkı yapılan bu ’boğaz’ manzaları bir çok yapının hangi ruhsatla yapıldığı kimsenin umrunda olmadığı gibi kontrol edeni de bulunmuyor.
Bu inşaatların bir çoğu daha önceden Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından ’kaçak ve çeşitli usulsüzlükler’den dolayı durdurulan yapılar. Bunlar gibi yeni ’onarımlar’a da yol verilmiş durumda."
Bunları üzülerek anlatan bir mimar dostumuz, "Nerede bir yeşil branda varsa içinde muhakkak bir şeyyer dönüyor" diyor.
DENETİM KAHVECİ’DE
Özal döneminde boğazı korumak için ’Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ oluşturulmuştu.
Buradan son dönemin isimleri Ruşen Serdaroğlu, Semih Ay, İrfan Uzun ve Mevlut Karataş’ın isimlerini hatırlıyoruz. Bunların ’kaçaklara’ karşı gösterdikleri çabalara yazık oluyor.
Şimdiki Boğaziçi İmar Müdürü İrfan Uzun; ama bir etkinliği görülmüyor.
İşleri ’kotaran’, yardımcısı Mehmet Kahveci... Kahveci, Kadir Topbaş’ın Belediye Başkanlığı sırasında Beyoğlu İmar Müdürü idi. ’Rahatsızlığı’nın ardından Boğaz’ın imar ’sorumluluğu’ kendisine verildikten sonra ’sakalı’nı da kestirdi. İmarda ’sorunu’ olanı, İDO binasındaki Fethi Turgut’a yönlendiriyor. Turgut, Topbaş’ın Beyoğlu’ndan beri ’imar danışmanı’ ve aynı zamanda İDO Yönetim Kurulu üyesi.
Bilindiği gibi ’sorunlu’ işlerin görüşmeleri iki kişi arasında geçtiğinden nasıl bir ’çözüm’ bulunduğu bilinemez.
Bir vakfa bağış mı alınır, bir belediyeye araç mı verilir?
Bu tür ’pazarlıklar’ kamu adına yapılırsa bir anlamı olur değil mi?
Boğaziçi hiç bu kadar sahipsiz olmamıştı? |